Eşek Gülsüm’ün Hüzünlü Ancak Umut Dolu Hikayesi

Erzincan’dan İstanbul’a uzan bir eşeğin hikayesi bu. Annesi gözlerinin önünde öldürülen ve günlerce başında bekleyen sıpa Gülsüm şuan İstanbul’da. Peki, Erzincan’da başlayan bu hikaye İstanbul’a nasıl uzandı? İşte eşek Gülsüm’ün yürek burkan hikayesi…

İnsanoğlunun zulmüne maruz kalan, annesi gözlerinin önünde öldürülmüş bir sıpanın hikayesi bu. Fiziksel olarak bir acısı yok ancak insanoğlu ona öyle bir acı yaşattı ki uzun bir süre yüzü gülemedi. Bir Eşek ile arkadaş olunabileceğini Barış Manço, “Arkadaşım eşek” şarkısı ile öğretmişti bize. Şimdi Gülsüm İstanbul’da ve onu çok sevip, sahiplenen insanlar ile arkadaş.

sipa-1

Minik sıpanın hikayesi Erdohay’a ( Erzincan’da hayvanlar için kurulan ve gönüllü hayvanseverlerden oluşan bir topluluk) gelen bir ihbarla başlıyor. Bir eşeğin yaralı bir şekilde günlerdir aynı yerde yattığı ve yavrusunun da başından ayrılmadığı söyleniyor ihbarda.

sipa-2

Duyarlı bir vatandaş yaralı anneye beslemeye çalışıyor ancak hayvancağız bir şey yiyemiyor, çünkü vurulmuş. Bir insan tarafından bir silah ile vuruluş hem de yavrusunun gözünün önünde. Üstelik yanı başında vurulmuş bir de köpek yatıyor.

sipa-3

Yetkililere bildirilmiş olmasına rağmen kimse gidip gelmeyince, duyarlı vatandaş bu kez Erdohay gönüllülerine durumu anlatıyor.  Erzincan’da yetkililerin yapması gereken görevleri kendi imkanları ile yapan hayvansever gönüllülerden oluşan Erdohay, durumu öğrenir öğrenmez barınak aracı ile yaralı eşek ve yavrusunun yanına gidiyorlar. Ancak anne eşek maalesef hayatın kaybediyor.

sipa-4

Minik sıpa ise barınağa götürülüyor. Onu kurtaran abileri, ablaları ona Gülsüm ismini veriyorlar. Annesi gözlerinin önünde öldürülen ve günlerce başında bekleyen bu sıpa, bundan sonra hep gülsün istiyorlar. Ancak Gülsüm yaşadıklarını unutamıyordu ve çok üzgündü.

sipa-5

Gülsüm’ün hikayesi sosyal medya hesaplarından paylaşılıyor ve bir daha acı çekmeyeceği, yük taşımak için kullanılmayacağı bir yuva arıyorlar ona. Gülsüm için bir yuva bulunuyor hem de İstanbul’da. Gülsüm yeni yuvasına kavuşmak için İstanbul’a doğru yola çıkıyor.

sipa-6

Gülsüm iyi yürekli insanlar sayesinde İstanbul’da yuva buldu ve iki hafta İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nde misafir oldu. İstanbul Üniversitesi Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanlığı, Dilek Olgun Erdikmen, Dila Ateş Pare, Yunus Emre Konuk, Kutay Gürünlü, İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi ve Okan Oflaz desteklerini asla eksik etmediler.

sipa-7

Gülsüm’ü İstanbul’da bir hayvansever olan Defne Bal sahiplendi. Gülsüm şuan İstanbul Sarıyer’de bir atlı okçuluk kulübünde kalıyor. Defne Hanım tüm hayvanları çok seviyor ama eşeklerin onda özel bir yeri var. Daha önce de bir sıpayı büyüten Defne Hanım eşekleri çok ama çok seviyor.

sipa-8

Sosyal medyada eşek fotoğraflarının altına “bana getirin benim olsun” yazan Defne hanım yine bir gün bir eşek fotoğrafının altına böyle bir yorum yapıyor ama maalesef o eşek sahiplendirilmiş çıkıyor. İlan sahipleri eğer Defne Hanım ciddi ise ona sahiplendirilecek başka bir eşeğin olduğunu söylüyorlar. Ve minik eşek Gülsüm yeni ailesine böyle kavuşmuş oluyor.

sipa-9

Eşekleri çok seven Defne Hanım onları şöyle anlatıyor: “Eşekler çok sıcak ve arkadaş canlısı sosyal hayvanlar. Eşekleri sevmemde minicik yumuşak ağızlarının, avucumun içi kadar toynaklarının, kocaman kulaklarının ve neşeli hareketlerinin, sizi gördüklerinde ağlar gibi yüksek çıkardıkları seslerinin etkisi var, siz dururken arkanızdan dostane usulca yaklaşıp duygu kontrol edişlerinin etkisi var.”

sipa-10

Eşeklerin güçlü hafızası ve duygusal hayvanlar olmasından dolayı Gülsüm’ün yaşadıklarını unutması çok kolay olmayacak ancak onu çok seven ailesi ve arkadaşları onun bu kötü günlerini ona unutturacağından eminiz. Seni seven ve senin bir can olduğunu bilen ailen ile hep çok mutlu ol Gülsümcük 🙂

sipa-11

Ajanimo ailesi olarak Gülsüm’ün kurtarılması için Erdohay’a haber veren duyarlı vatandaşlara, Erdohay Erzincan gönüllülerine,İstanbul Üniversitesi Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanlığı’na, Dilek Olgun Erdikmen’e, Dila Ateş Pare’ye, Yunus Emre Konuk’a, Kutay Gürünlü’ye, İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’ne ve Okan Oflaz’a Defne Bal’a sonsuz teşekkürler. İyi insanlar iyi ki varlar <3

Yorumlar