Hayvan kes(eme)me bayramı!

hayvan kesememe

Fotoğrafa bakıp da yazının duygusal bir yazı olacağını sanmayasınız.
Yazıya kan revan içinde bir fotoğraf koymayı uygun bulmadığımdan seçtim bu fotoğrafı.
Bir canlıyı kesmek zaten yeterince kötü, fakat onun daha da kötüsü kesememek!
Kurban Bayramı’nın anlamını hayvan katletme günü olarak gören güruh yine eline bıçağı alacak ve yine hayvanların arasına dalacak.
Ne hayvanı sakinleştirmekten ne de ibadetten haberleri olmadığından hayvana her türlü eziyeti etmekte bir sakınca bulmayacak.
Ne de olsa o ‘hayvan’ değil mi?
Kesen de ‘insan’!
Danaya girecekler mesela. Dana can havliyle kaçarsa danaya ödedikleri para da onlara girecek. O yüzden danayı kaçırmamak lâzım. Kaçarsa da yakalamak lâzım. Her ne pahasına olursa olsun illa ki o can alınacak, illa ki o kan akacak…
Sonra oturup kardeş payı paylaşılacak.
“Boyun sana, but bana…”
Koçlar koç gibi takılacak. Lakin kasaplıktan bihaber ellerde can çekişe çekişe telef olacak.
Olsun… mu?
Siz eziyet ede ede kesseniz de o koç geçirir sizi Sırat Köprüsü’nden değil mi?
Dana için bir şey diyemeyeceğim. Sırtında pek çok kişi taşımak zorunda olacak ne de olsa…
Lakin ben onların yerinde olsam kendime bu kadar işkence eden bu zalim canlıları Sırat Köprüsü’nün üzerinde silkeleyiveririm gitsin…
Cennet onların neyine….

****

Çocukluğumdan beri, rüyasında oğlunu Allah’a kurban ettiğini gören ve bunu gerçekleştirmek isteyen Hz. İbrahim’e, rüyasına ve yaradanına gösterdiği sadakatinden dolayı oğlunu boğazlayacağı esnada kesmesi için gökten bir koç indirildiğini bilirim. Hatta o anın resmedildiği görüntüler kazınmıştır hafızamda.
Biraz ürkütücü, biraz mistik, çokça da ‘Ama neden?’ lerle dolu bir görüntü…
Ve o zamanlardan süre gelen pek çok Kurban Bayramı yaşadık bugüne dek…

****

Wikipedia’ya göre Kurban; ilah olarak kabul edilen ya da yüceltilmiş bir varlığa sunulmak üzere kesilen canlı hayvan demek. Bir dileğin gerçekleşmesi için sunulan kurbana ise adak deniliyor. Antik çağlardan beri tanrıları veya yüce kabul edilen varlıkları memnun etmek, felaketlerden korunmak ve benzeri amaçlar doğrultusunda insanlar ve hayvanlar kurban edilmiş durmuş. Ancak kurbanın, bazı dönem ve uygarlıklarda sadece tapılan ilaha değil, aynı zamanda libasyon, yani sıvı adağı ile ölülere de sunulduğu bilinmekte imiş. Bu libasyon törenlerinde şarap ve çeşitli bira gibi sıvıların kullanılmasının yanı sıra taze insan kanı da kullanılmış.

Antik Yahudilerin komşuları olan Ammonilerin korkunç ilahları Molek, kullarından canlı kurbanlar istemekteymiş mesela. Bu kurbanlar Molek’e yakılarak sunulur, kurban törenleri Geben Hinnom (Cehennem ya da Hinnom Vadisi) da yapılırmış.

Herodot’a göre, Antik Mısır’da domuzun kötü kokması, hasatlara saldırması nedeniyle ne domuzlar ne de domuz çobanları sevilirmiş. Nitekim, Antik Mısır’da domuz da kurban edilen hayvanlar arasındaymış.

Antik Mısır’da en göze çarpan kurban etme eylemlerinden biri de insanların kurban edilmesiymiş. Öyle ki, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere insanlar kurban edilmekteymiş. Nil Nehri’ne bırakılan insanlarda aranan ortak özellik masumiyet imiş; bu nedenle özellikle kadın ve çocuklar Nil Nehri’ne bırakılarak kurban edilirmiş.
Eski Çağ’da ölen kişinin eşyalarının yanı sıra eşi ve köleleri de kurban edilir ve onlarla birlikte gömülürmüş. Antik Yunanistan’da ölülerin mezarlarında hâlâ yaşadıklarına inanılır ve onlara düzenli olarak sunu takdim edilirmiş. Örneğin; bir kap içinde kan sunulurmuş. Kan, hayat demek olduğu için ruhun kanı içince geçici bir canlılığa kavuşacağı fikri hakim imiş.
Gelmiş geçmiş tüm uygarlıklarda kurban verme ve kan akıtma olgusu var.
İslam’da ise kurban, Kurban Bayramı’nda fıkıhçılar tarafından tespit edilen belirli nitelikleri taşıyan hayvanlardan birini keserek yapılan bir ibadet. Kurban kesmek Hanefi mezhebinde vacip, diğer sünni mezheplere göre sünnet. Geleneksel kurban anlayışında Allah için boğazlama şeklinde kan akıtmanın önemli olduğu kabul ediliyor. Kurban etinin kesen aile tarafından tüketilebileceği ancak fakirlere de dağıtılmasının önemli bir sevap olacağı ifade ediliyor.
Kurban yalnızca Kurban Bayramı’nda kesilmiyor. Adak veya şükretmek için de kurban kesilebiliyor. Adak kurbanının etinin birinci dereceden akrabalar tarafından yenilmemesi gerekiyor.
****
Kurbanın ne olduğu ve hikâyesi az çok böyle bir şey.
Bilgilerde kurbanın nasıl kesilmesi gerektiği de belirtilmiş.
En bilimsel haliyle; “Hayvanın boğazında yemek, nefes borusu ve iki yanda birer kan damarı vardır. Bu dört damardan üçü bir anda kesilmelidir.” yazıyor. “Bıçak keskin, hayvanın gözü kapalı ve sakinleşmiş olacak. Hayvan ne olduğunu anlamayacak.”
Peki ya sokaklarda gördüklerimiz ne?
Bacaklarına satır vurularak diz çöktürülen, kaçmaya çalışırken bir yere kıstırılan ve gırtlağına vurulan bıçak darbeleriyle kan revan içinde kalıp boğazından kesik etleri sarkan, her tarafından kan fışkıran kurbanlıklar.
Sonra da “Allah kabul etsin”…
Allah böyle bir vahşeti kabul ediyor mudur acaba?
Akil, vicdanlı ve ahlâklı bir insan sevap uğruna böyle bir günah işler mi hiç?
Kandan ve inlete inlete can almaktan bu kadar haz duyar mı?
Duyar…
Ve aynı hazzı karısını, kızını, kız arkadaşını boğazlarken de duyar…
O da aynı, o da aynı…
Esas kurban değil, kesen akıl aynı…

Yorumlar