Özge Özpirinçci ve Sahiplendiği Eşeği Zilli

Hayvan sevgisiyle tanınan Özge Özpirinçci bu kez bir eşeği sahiplendi.

Evinde 2 kedisi, çiftliğinde köpekleri olan ve hayvan severliğiyle bilinen oyuncu Özge Özpirinçci, bu kez bir eşeği sahiplendi.

zilli1

Özge Özpirinçci ve hayvan dostu Zilli’nin Habertürk gazetesinden Ekin Türkantos’a verdiği röportajda Zilli’yi sahiplenme hikayesini ve aralarındaki inanılmaz bağı anlattı.

Özge, harika bir şey yaptın ve bir eşek sahiplendin. Önce Zilli’nin hikâyesiyle başlamak istiyorum. Onu ilk ne zaman, nasıl fark ettin?

Bir sabah Twitter’a bakıyordum. Okan Oflaz’ın paylaşımı üzerine, Diyarbakır’da bir barınakta Zilli’nin çekilmiş fotoğraflarını gördüm. Küçük yaşta üzerine çok fazla yük bindirilmiş, eyeri derisini tahriş etmiş, yara olmuş ve kurtlanmış. “Onu getirtmek istiyoruz, 1500 TL’lik bir masrafı var, bağışlarınızı bekliyoruz” gibi bir mesajdı bu. Okan’a “Zilli’nin tüm masraflarını üstlenmek isterim” diye mesaj attım. Babam duyarsa beni öldürür herhalde, böyle şeyler yaptığımda çok kızıyor. Yardımsever olmadığından değil ama benim gibi söz konusu hayvanlar olduğunda şuursuz davranmıyor en azından. Sonra Okan, “Teşekkür ederim ama parayı topladık, onu getiriyoruz” dedi. Ben de geldiğinde tanışmak istediğimi söyledim çünkü hayatımda ilk kez bir eşek görecektim. Okan onu İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’ndeki arkadaşlarına götürdü. Orada Yunus Emre, Dila ve birkaç arkadaş daha bakımını üstlendiler, bakımın 4 hafta süreceğini sonra nereye götüreceklerini bilmediklerini söylediler. O zaman kafamda burası devreye girdi ve babamı aradım. Babamın izni olmadan böyle bir şey yapamazdım.

zilli3

 “Baba eşek alabilir miyiz?” demek de acayip. Bir kedi, köpek değil neticede…

“Baba hemşerin ve çok zor durumda ona yardım etmek zorundasın” dedim, güldü tabii. İkna ettim bir şekilde. Tedavisi biraz daha uzadı ama 5-6 hafta önce evine geldi.

Buraya gelince çok mutlu olmuştur…

Zilli, arabadan indi ve koşmaya başladı. Hepimiz görür görmez bayıldık ona. Bir anda çiftliğin gözdesi oldu. Burada kalan Züleyha ve Nihat ona çok iyi bakıyor. Biz her Pazar geldiğimizde üzerimize koşuyor. Burada 3-4 tane köpek var, onlarla takıldığı için galiba kendini köpek sanmaya başladı.

Yaraları da iyileşti…

Evet, yaraları geçti. Zilli 6 aylık ve inanılmaz hareketli. Masada sohbet varsa burnunu uzatıyor, illa onunla ilgileneceksin. Sabah 09.00’da çıkıyor ahırdan, akşam 18.00’de giriyor. Gün içinde iki kere besleniyor. Arpa, taze ot, havuç, elma yiyor. Dünyanın en şanslı eşeği bence. Bir kere çok seviliyor.

zilli2

Eşeği nasıl sevmen gerektiğini biliyor muydun?

6 sene at bindiğim için onlarla ilgili şeyleri biliyorum ama hayatımda ilk kez bir eşekle tanıştım. Aslında nasıl sevmek istiyorsam öyle sevdim. Sadece ısırmamasına dikkat etmen gerekiyor, dişleri çok kuvvetli. Elini hep düz açman gerekiyor. Hiçbir binek hayvanına arkadan çok yaklaşmamak gerekiyor. Çok güzel tepiyor. Köpekler onu sinir ettiğinde nasiplerini alıyorlar.

 “Bugüne kadar hayvanlardan hiç zarar görmedim. Geçenlerde babam çocukluk videolarımdan izlettirdi, ilkokul 2’ye gidiyorum ve odamın duvarları hayvan posterleriyle kaplı.”


Özge Özpirinçci: Sahilde Zilli’yle yürüsem…


Sanıyorum seni tanıyor, sesine geliyor…

Evet, her geldiğimde koşarak geliyor. Kameraya dayanamıyor, burnunu uzatıyor. Bu arada eşeklerle ilgili araştırmalar yaptım. Dünyanın en zeki hayvanlarından bir tanesi. Duygusal hayvanlar aynı zamanda. Tanımayı bırak, bağlanıyor sana. Ömürleri çok uzun, 20-30 yıl yaşıyorlar. Biz onu burada binek hayvanı olarak kullanmayacağız, yük taşımayacak, özgür bir şekilde doğal ortamında takılacak. Arkadaşlarım onunla tanışmak istiyor. Gerçekten onu bir gün İstanbul’a getirmem lazım, sahilde onunla yürüsem bomba olmaz mı?

Sanırım sokakta gördüğün hayvanları eve almak isteyen biriydin hep. O zaman sizinkiler eşeğe çok şaşırmamıştır.

Tabii ki, hayatım öyle geçti. Şunu düşündüm, Diyarbakır’a dönse yine aynı muameleyi görecekti orada. Çiftliğin satılması gibi bir durum olursa diye B planı yaptım. Yılmaz Erdoğan’ın Köyceğiz’de bir çiftliği var ya, onu keyifli bir anında yakalayıp Zilli’nin videosunu izlettim, herhangi bir durumda çiftliğinin kapılarının açık olduğunu söyledi. Hayatı boyunca sağlıklı, mutlu olması için uğraşacağım. Aslında baktığında ben fazla bir şey yapmadım.

Aracı oldun, evini açtın…

Bütün işi yapan Okan ve Veterinerlik Fakültesi’ndeki arkadaşlar. Onlar orada uyumadan çalışıyor, ne vakalar var duysanız içiniz acır. Hatta şu an bir at taşıma aracı alacaklar, sponsor arıyorlar. Ben de sponsor olacağım ama bitmiyor maalesef. Çevredeki köpekleri bu çiftliğe getirmek istiyoruz ama buradan da sahiplendirmemiz lazım. Babamla “Burayı istasyon gibi kullanalım” dedik. Elbette kime sahiplendireceğiniz önemli.

zilli4

‘Selin Şekerci gözlüm’ diye seviyorum’

Evet, çok hızlı hareket ediyor…

Henüz bebek ama arka ayağını ayrı, ön ayağını ayrı kaldırıyor, çocuk gibi. Kendimi ondan sorumlu hissediyorum. Bu çok güzel bir duygu. Kulakları beni delirtiyor. Hele gözleri… “Selin Şekerci gözlüm” diye seviyorum zaten. Selin’e de söyledim.

Hayvan sevgini ne zaman fark ettin?

Hayvanları hep çok sevdim. Hatırladığım kadarıyla bakmaktan mesul olduğum ilk hayvanlarımız köpeğimiz Kuki, kedimiz Honey’di. Ondan önce ve sonra da bir sürü beslediğimiz evcil hayvanımız oldu. Ama benim sevgim biraz kontrolsüzdür. Çiftliğe küçüklüğümden beri geldiğim için köydeki tehlikeli köpeğe de sarılırdım. Yolda yürürken herhangi bir sokak kedisi veya köpeği gördüğümde mutlaka severim. Bugüne kadar hayvanlardan hiç zarar görmedim. Geçenlerde babam çocukluk videolarımdan izlettirdi, ilkokul 2’ye gidiyorum ve odamın duvarları hayvan posterleriyle kaplı.

 Ne güzel…

Ben hiçbir zaman bir şarkıcıya ya da bir oyuncuya hayran olmadım. Bağdat Caddesi’nde bahçeli bir evimiz vardı, bir doğum günümde babam bütün arkadaşlarımı eve çağırmıştı. Bir hayvan mağazası sahibi arkadaşı o gün evin içini hayvanlarla doldurdu. Tabii ki şimdi hayvan mağazalarını hiç onaylamıyorum ama o zaman çok küçüktüm. Gelen çocuklar delirdi. Hatırladığım muhteşem bir anıydı. Kimse birbiriyle oynamadı, herkesin dikkati hayvanlardaydı. Bir de çiftlikte yılan görüp korkmuştum. Babam çok üzüldü ve bir hafta evde yılan besledim. Ben neden korksam ya da hangi hayvana önyargılı yaklaşsam babam bu konuda temelimi hazırladı. Hayvan ve doğa sevgisi açısından da ‘ağaç yaşken eğilir’ lafı çok doğru.

Kaynak: Habertürk

Yorumlar