Ziya’nın Gözünden İnsanlar Alemi

Merhaba Ajanimo Takipçileri-Ajanimo-Ana-Görsel

Merhaba Ajanimo Takipçileri

Öncelikle bana kendimi tanıtma fırsatı veren Ajan Brain’e teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Adım Ziya. Beşiktaş’ta, bir sokak kedisinin 5 yavrusundan biri olarak dünyaya geldim. Açıkcası, Şubat soğuğunda, sokakta doğarak hayata pek de şanslı bir başlangıç yaptığımı söyleyemem. Doğduğumuz gecenin sabahında, bizi Sinem adında bir abla buldu ve hiç düşünmeden bizi sıcak evinde bir odaya yerleştirdi. Annemizin karnını doyurup, bize mis gibi de bir yatak hazırladı. Böylece kabus gibi geçen ilk gecemizin ardından bir melek kalpli kız  sayesinde, hayatımız değişmiş oldu.

Merhaba Ajanimo Takipçileri-Ajanimo-1
Kardeşlerim ve ben (ters yöne bakan ben oluyorum 🙂

Sinem abla, evini dağıtmamıza, arada sırada yaramazlık yapmamıza takılmadan bizimle saatlerce oynuyor, sevgisini, şevkatini esirgemiyordu. Veteriner abi ve ablaların önerdiği gibi, 2 aylık anne sütünden sonra, artık yuvalanmamız için de çalışmalara başlamıştı. Önce iki kardeşim yuvalandı. Onlardan ayrıldığımız için, içimiz burkulmuştu ama sımsıcak, güvenli, musmutlu olabilecekleri, kalıcı yuvaları olduğu için de çok da mutluyduk.

Zaman hızla akıp geçmiş, bahar gelmişti. Biz de iyice palazlanmış, 3.5 aylık olmuştuk. Sinem ablayla hergün oyunlar oynayıp, selfiler çekerken, bir yandan da nasıl ayrılacağımızı düşünmeden geçemiyorduk. Birgün biri, resimdeki yavrulardan, gri renkli olanını, yani beni istediğini söylüyor, haftasonu buluşup buluşamayacaklarını soruyordu. Sinem abla, 4-5 soruluk mini sınav sorularını yeni anne adayıma sıraladı:

Nerede oturuyorsunuz? Daha önce kedi beslediniz mi? Öğrencimisiniz? Evde çocuk var mı? İstediğim zaman görebilirmiyim?

Merhaba Ajanimo Takipçileri-Ajanimo-2
Ben ve geriye kalan 2 kardeşim…
Merhaba Ajanimo Takipçileri-Ajanimo-7
Annem ve ben

Yeni anne adayım, sınavdan başarıyla geçtikten sonra, Pazar günü buluşmak üzere sözleşmişlerdi.

Pazar sabahı uyandığımda, annemi, kardeşlerimi ve Sinem ablayı son kez gördüğümü bilmek, bilinmeze gitmek benim için bir korku filmi gibiydi. 3,5 aydır bu mutlu ve huzurlu eve öyle alışmıştım ki, başka bir evde, başka insanlarla yaşama fikrini aklım almıyordu. Ya beni Sinem abla kadar sevmezlerse? Ya iki gün sonra sıkılıp hiç bilmediğim, tehlikelerle dolu sokağa bırakırlarsa? Of offf…

Evden çıkar çıkmaz, temiz hava yüzüme vurdu. Derin bir nefes aldım. Hayatımda ilk defa sokağa çıkıyor oluşum yetmezmiş gibi, bir de vapura bindim. Ama korktuğum gibi değildi. Yolculuk boyunca masmavi denizi izledim, sakinleştim. Kadıköy’e geldiğimizde Sinem ablayla bir cafede oturup, yeni annemi beklemeye başladık. 10-15dk sonra bir çift geldi masaya, önce el sıkıştılar, sonra başladılar konuşmaya. Beni almaya gelen çiftten kadın olanının adı da Sinem’di. Şansa bak! O kadar mutlu oldum ki anlatamam. Sinem ablam beni kutudan çıkarıp öptü ve gözlerinde yaşlarla beni yeni annem Sinem’e teslim etti. Mutsuzdum. Bir daha Sinem ablamı göremeyecek olmak kalbimin içine bir bıçak gibi saplanmıştı. Ama beni öpücüklerle kucağına alan yeni Sinem’i de sevmedim diyemem. Hemen ona da kanım ısınıvermişti.

Yeni evime gittiğimde, artık önüme bakmam gerçeğini kabullenmiştim. Bu ev benim yeni ve daimi yuvamdı. Dibimden ayrılmayan bu ikili de yeni annem ve babam. İlk gün biraz yalnız kalmaya ihtiyacım vardı, pek yanlarına uğramadım. Annemi düşündüm, kardeşlerimi düşündüm, Sinem ablayı ve eski evimi düşündüm. Şimdiden çok özlemiştim ama doğru olanın artık ayaklarımın üzerine durmam ve kendi evimin prensi olmam olduğunu da biliyordum.

Merhaba Ajanimo Takipçileri-Ajanimo-6
Doğumgünümden…

Bu yıl 2 Şubatta ben ve 2 kardeşim, doğum günümüzü mutlu evlerimizde kutladık. Diğer 2 kardeşimse bizim kadar şanslı değildi malesef. Sinem abla, onlara yuva bulamayınca, evinin yakınındaki parka bırakmak zorunda kaldı annemle 2 kardeşimi. Sinem ablanın parka sürekli mama ve su götürdüğünü bildiğimden, içim biraz olsun rahat ama yine de kafama takılıyor işte. Acaba nasıllar? Hala yaşıyorlar mı? Beni unuttular mı yoksa ara ara akıllarına geliyor muyum? Hayat ne kadar da adaletsiz. Biz 3 kardeş tehlike dolu sokaklardan kurtulduk ama 2 kardeşim sokakta yaşıyor. Keşke onlara da evini açacak melekler bulunabilseydi…Şans işte…

Gerçi, şans önemli bu tarz konularda ama bence kırılması gereken bazı algılar da engel oluyor sokaktan ya da barınaktan evlat edinmeye. Mesela evinde bembeyaz pamuk gibi bir Van Kedisi beslemek varken, alacalı bir tekir tercih edilmiyor çoğu zaman. Ama inanın, sevginiz ve ilginizle büyüttüğünüz bir tekir de, kısa süre sonra en az cins bir kedi kadar güzelleşebiliyor. Kendimden biliyorum 🙂 3,5 aylık geldiğimde, annem beni ‘güzel oğlum’ diye severken ‘aman bunun neyi güzel’ diyenler şimdi yakşıklılığıma hayran 🙂 Hatta eve gelen misafirler, anneme hep cinsimi soruyorlar, o da gururla ‘tekir’ diyor. Sonrasını dinlemek çok eğlenceli.

‘Aaaa olamaz, tüyleri ne güzel, ipek gibi. Kesin tekirle cins bir kedi kırması’  🙂

Alakası yok aslında, bildiğin halk arasında sokak kedisi denilen, klasik bir tekirim ama öyle iyi bakıldım ki yakışıklılığım dillere destan oldu 🙂

Hatta size başka bir örnek verebilirim. Eski annem Sinem abla, sokaktan bir kedi bulmuştu geçen sene. Gözü mikrop kapmış, kir içinde. Aldı o kediciği, baktı, iyileştirmek için çok uğraştı ama bir gözünü kurtaramadıL İlk gün pasaklı mı pasaklı, çoğuna göre çirkin olan bu kedicik, şimdi tosun gibi, bakımlı mı bakımlı bir hanımefendi. En az bir cins kedi kadar güzel. Sizce de öyle değil mi?

Ayrıca cins hayvan satın alırken, arka planda damızlık olarak kullanılan hayvanların neler yaşadıklarını bir bilesiniz eminim bir daha petshopların önünden geçmezsiniz. Neyse, bu konuyu da artık başka bir zaman anlatırım size.

Hadi sizde yuvanızı bir cana açın, bir canı kurtarın. İnanın bana çok ama çok mutlu ve huzurlu bir hayatınız olacak. Hem bakarsınız sizin sokaktan kurtaracağınız bir dostumuz da, mutlu hayat hikayesini yazar buraya ve ben de zevkle okurum 🙂 Olamaz mı?

Güzel hikayelerle tekrar bir araya gelebilmek ümidiyle,

Yorumlar