Ateş Evigen ile Su Altındaki 35 Yıllık Fotoğraf Hayatı

Ateş Evirgen İstanbul’dan Antarktika’ya, Kızıldeniz’den Malezya’ya kadar dünyanın dört bir yanında suyun altındaki yaşamı belgeliyor. son olarak dört yıllık gözlem sürecinin ardından Marmara’da Hayat Var Şimdilik – 2 sergisini hazırlayan Evirgen Türkiye için, “Eğer DALGIÇ VEYA SU ALTI fotoğrafçısı iseniz, bu ülkede yaşadığınız için şanslı sayılırsınız,” diyor

Anemon-ve-Anemon-Balıkları--KızıldenizMısır  Ateş Evigen ile Su Altındaki 35 Yıllık Fotoğraf Hayatı blankAnemon ve Anemon-Balıkları, Kızıldeniz Mısır

Marmara Denizi’nin aklınızdaki imajı muhtemelen Ege ve Akdeniz’den biraz farklıdır. Marmara yüzmek için ilk tercih edilecek ya da su altındaki yaşam formları merak edilecek ilk denizler arasında yer almaz. Ancak Büyükada Çınar Çelik Gülersoy Kültür ve Sanat Merkezi’nde açılan ve yıl sonuna kadar ziyaret edilebilecek Marmara’da Hayat Var Şimdilik – 2 sergisi fikirlerinizi değiştirebilir. 2012’de gerçekleşen ilk sergiden sonra yapılan dört yıllık takibin sonucunda hazırlanan sergideki su altı fotoğraflarında Ateş Evirgen’in imzası bulunuyor. 35 yıldır dünyanın farklı yerlerindeki su altı yaşamını fotoğraflayan Evirgen ile Marmara Denizi’ni, fırsatları, yapılan hataları ve su altı fotoğrafçılığını konuştuk.

Öncelikle kısa bir tanıtım adına, sergiye dair bilgi verebilir misiniz?

Sergi, son yıllarda Prens Adaları çevresinde yaptığımız dalışlarda çektiğimiz fotoğraflardan oluşuyor. Ne yazık ki, özellikle yeni kuşaklar için Marmara Denizi ölü bir deniz. Hatta çoğu kişi için bu deniz bir çöplük. Ama biz onun öyle olmadığını biliyoruz. Marmara Denizi’nin barındırdığı canlı yaşamının, onun geçirdiği evrelerin canlı tanıklarıyız ve çevremizdeki denizin ekolojik yapısını uzun yıllardan beri fotoğraflıyoruz. Gördüklerimizi, belgelediklerimizi başkalarınında görmesini istiyoruz. İşte bu serginin amacı bu. Sesleniyoruz; Marmara’da hayat var, ama şimdilik!

Proje ne zamandır sürüyor? Bu süreçte neler yapıldı?

Aslında bu sergi başlattığımız bir projenin son aşaması. Adalar’ı çevreleyen denizin içinde, dolayısıyla Marmara’nın genelinde doğal yaşamın inatla sürdüğünü göstermek için 2012 yılında o dönemin ilçe belediye başkanlığının ve Adalar Müzesi’nin desteği ile Heybeliada’da serginin birincisini gerçekleştirdik. Sergi, yaz sezonu boyunca halka açık kaldı. Ama daha da önemlisi projenin adını taşıyan bir kitapta yayımlandı: Marmara’da Hayat Var; Ama Şimdilik! Bu kitapla sergi ses getirdi ve amacına ulaştı. Marmara’da hala korunması gereken bir doğal yaşam olduğuna dikkat çekilmişti. Prens Adaları’nı çevreleyen deniz ticari balıkçılığa kapatıldı. Gırgır teknelerinin bu sularda avlanması yasaklandı. fiimdiki ikinci sergi ve hazırlanan kitap bu projenin devamı olarak yapıldı. 2012’den 2016’ya gelindiğinde ortadaki tablo neydi, neler korunmuştu, neler kaybolmuştu gibi sorulara yanıt veriyoruz.

Deniz-Kaplumbağası--Caretta-Caretta--KaşTürkiye  Ateş Evigen ile Su Altındaki 35 Yıllık Fotoğraf Hayatı blankDeniz Kaplumbağası, Caretta Caretta, Kaş Türkiye

Gırgırla avcılığa kapanan bölgede ne gibi dönüşümler yaşandığına tanık oldunuz? 

Gırgır avcılığı legal bir avcılık şekli. Ancak sığ sularda yapıldığında trol avcılığının etkilerini gösteriyor. Deniz dibine, doğal yaşama hatta kültürel mirasa zarar veriyor. Trolün yasak olduğu sularda adeta üstü örtülü bir trol avcılığı yapılıyor. fiöyle ki; gırgır teknesi avlanacak balıkları saptadığında, ağlarını denize dökmeye başlar ve beraberindeki küçük av kayığı yardımı ile ağlarla balık sürüsünü çevirir. Sonrasında ağları torba haline getirir, sürü içinde kalır ve yukarıya çekilmeye başlanır. Bu aşamada örneğin torbanın alt kısmı 25 metrelik bir derinliğe kadar gidiyorsa ve aşağıdaki deniz tabanı 40-50 metrelere kadar uzanıyorsa bu av şeklinin deniz yaşamına zararı olmaz. Tabii avlanan balığın yasal boy ve türlerle olması şartıyla. Ancak bir gırgır teknesiyle avcılık, ağ torbasının alt kısmının uzanacağı derinliklerden daha sığ sularda yapılırsa, örneğin deniz tabanının 20 metre civarında olduğu bir yerde 25 metrelik ağlar denize bırakılıyorsa, ağ deniz dibine yatar ve çekilirken önüne geleni silip süpürür. Deniz tabanını mahveder, aynen yasal olmayan trol avcılığı gibi. İşte Adalar çevresinde yapılan gırgır avcılığı bu şekilde zararlar veriyordu ama bunun önüne şimdilik geçilebildi.

Gırgırla avcılığın ötesinde Adalar civarındaki mevcut durum nedir? Sorunları, atılabilecek adımları nasıl özetlersiniz?

Aslında 2012 yılındaki sergi ve kitabımız ile koruma altına alınmasını öngördüğümüz alan şu anki durumdan daha geniş bir alandı. fiu anki alan anakara ile yerleşim olan Kınalıada, Burgazada, Heybeliada, Büyükada ve Sedef Adası arasında kalan suları kapsıyor. Ancak yerleşim olmayan Tavşan (Neandros) Adası ve Hayırsız Adaları’nın (Sivriada ve Yassıada) arasındaki sular bu yasak alanın dışında kaldı. Bu alan özellikle yumuşak mercan türlerinin yaygın olduğu bir alan. Biraz önce de açıklamaya çalıştığım gibi usulsüz yapılan gırgır avcılığı bu sularda çok tahribat oluşturuyor. Özellikle kumluk alanlardaki taşlık bölgeler su altının köyleri, kasabaları gibidir. Birçok canlı türü buralarda saklanır, avlanır ve ürer. Ama bu bölgedeki tüm taşlık alanlar takılıp kopmuş gırgır ağları ile kaplıdır. Bu kopmuş, terk edilmiş ve taşlıkları bir paket gibi sarıp sarmalamış kopuk ağlar, hem oradaki canlı yaşamı tahrip ediyor hem de durduğu müddetçe pasif avlanmaya devam ediyorlar. Dalışlarımız sırasında bu ağlara takılıp ölmüş karabataklara rastlamamızda bunun en büyük ispatı. Bu nedenle bu alanların da ticari avcılığa kapatılmasını istiyoruz. Çünkü koruma altındaki bölgede geçtiğimiz dört yılda balık türlerinde ve bu türlerin popülasyonlarında gözlenen artış, doğru yolun bu olduğunu anlatıyor bizlere.

Anemon-ve-anemon-balığı--Kızıldeniz--Mısır  Ateş Evigen ile Su Altındaki 35 Yıllık Fotoğraf Hayatı blankAnemon ve Anemon Balığı, Kızıldeniz Mısır

Proje süresince su altında en şaşırdığınız manzara neydi?

Bu proje sırasında bizi hem şaşırtan hem de üzen gelişmeler, Kurbağalıdere ve Kemiklidere ıslah çalışmaları kapsamında, bu dere yataklarında birikmiş çamurun Marmara’da daha önce belirlenmiş yerlere değil de, Adalar’ın hemen arkasına boşaltılması; ayrıca Yassıada’da devam eden inşaatın molozlarının hemen adanın çevresine atılması ve bunun dip yapısında yarattığı tahribattı. Birçok canlı oluşan bakteriler ve mantarlaşma nedeniyle silinip gitti. Bunun nedeni de devletin kontrolünde yapılan bu çalışmalardaki denetimsizlik ve sorumsuzluktu. Gerçekten anlamakta çok zorluk çekiyoruz.

Sizin Adalar’la ilişkiniz nasıl? Sık ziyaret eder misiniz?

Kalamış’ta doğdum, büyüdüm ve su altını Kalamış Koyu’nda tanıdım. Dalışı öğrendikten sonra tek hedefimiz Adalar’dan herhangi birine gidip oralarda dalış yapmaktı. Bizim için uzak denizler Adalar deniziydi. Her türlü deniz canlısını ada sularının derinliklerinde görebilirdik. Bu nedenle Adalar ile hep iç içe oldum. Son yedi yıldır da yaz kış Büyükada’da oturuyorum. İstanbul’da denize uzak kalmamanın en etkili yolu bu. O nedenle özellikle Büyükada sularını çok sık ziyaret edebiliyorum.

Serginin ötesinde, su altı fotoğrafçılığına yönelik ilginiz nasıl şekillendi?

Su altı benim yaşam biçimim oldu. Mesleğimi de bu yönde oluşturdum. Su altında gördüklerimi başkalarıyla paylaşmanın önüne geçemedim. O nedenle su altında fotoğraf çekmeye başladım. Fark ettimki birçok insan benim çektiğim fotoğraşar ile su altını keşfediyor. Bu diğer su altı fotoğrafçıları içinde böyledir. İlk karemi çektiğim günden bugüne 35 yıl geçmiş. Az bir zaman değil. Bu süre içinde merak ettiğim tüm canlıları su altında görüp fotoğrafladım. Bu canlılar Adalar denizinden de oldu, bize göre dünyanın en uzak denizlerindende.

Akyalar-ve-köpekbalığı---Sipadan-AdasıMalezya  Ateş Evigen ile Su Altındaki 35 Yıllık Fotoğraf Hayatı blankAkyalar ve Köpekbalığı, Sipadan Adası Malezya

Su altında fotoğraf çekmeyi isteyenlere neler tavsiye edersiniz? 

Su altı fotoğrafçılığı, kara fotoğrafçılığından oldukça farklıdır. Her türlü ekipmana ve teknik bilgiye sahip olsanızda, bu alanla ilgili birçok kitap okumuş olsanız da dalmadığınız sürece ilerleme kaydedemezsiniz. Dolayısı ile gelişiminiz, dalışınız ile paralel olacaktır. Tabii ki sürekli dalış yapmak da öyle kolay bir şey değil. Hepimiz denize sıfır evlerde oturmuyoruz. Hepimizin evinin önünde
havuz da yok. Her dalış için program yapıyoruz, belli bir bütçeyi gözden çıkarıyoruz. Fakat her daim dalışınızı ön planda tutmak zorundasınız. Dalış sayısını artırdığınız müddetçe kitaplardan öğrendiğiniz bilgiler işe yarayacak ve sahip olduğunuz ekipmanın performansı ortaya çıkacaktır.

Balon-Balıkları-Sipadan-Adası-Malezya  Ateş Evigen ile Su Altındaki 35 Yıllık Fotoğraf Hayatı blankBalon Balıkları, Sipadan Adası Malezya

İstanbul civarında ve genel olarak Türkiye kıyılarında su altı fotoğrafçılığı ve dalış için size göre en elverişli bölgeler nerelerdir?

Bu fotoğrafı çekme amacınıza bağlıdır. Gördüğünüz gibi kirli denilen Marmara belki de su altı fotoğrafçılığı için son düşündüğümüz yerlerden biri olmalıydı. Ama biz buradan iki su altı sergisi çıkardık. Amacınız, çekmek istediğiniz canlı, hangi kategoride fotoğraf çekeceğiniz, size o an seçeceğiniz deniz ortamına karar vermenizi sağlar. Bu hem dalış hem de su altı fotoğrafçılığı için geçerlidir. Ülkemiz bir yarımada üzerinde yer alıyor ve dört tane denizimiz var. Her bir köşesi farklı sürprizler, fırsatlar sunar. Eğer dalgıçsanız, bir su altı fotoğrafçısı iseniz, bu ülkede yaşadığınız için şanslı sayılırsınız.

Dalış için de pek çok ülkeyi ziyaret ediyorsunuz. En unutamadığınız dalışlar, bölgeler nelerdir?

Dalış ve su altı fotoğrafçılığı için dünya üzerinde gitmediğim deniz hemen hemen yok gibi. Ama bu dalış turizmi ile paralel olabilecek bir şey. Eğer bir organizasyon, ulaşım yoksa dünya üzerinde gidemeyeceğiniz ama dalış için o kadar elverişli yerler var ki. Ama bunun dışında gidilebilecek, dalınabilecek hemen hemen her denizi tanıdım. Buna her iki kutup denizi de dahil. En unutamadığım dalışları da Antarktika’da yaptığımı söyleyebilirim. Çünkü insanın kesinlikle yaşam ortamı olmadığı bir yerde dalmak sanki başka bir gezegende dalmak gibiydi. Su altı fotoğrafçılığı için en renkli kareleri yakalayacağınız bölgeler de kesinlikle İndo-Pasifik kuşağı içinde kalan bölgelerdir. O nedenle dünya su altı fotoğrafçılarının hedefledikleri yerler bu bölge içindeki ülkelerden biridir.

Farklı ülkelerde yaptığınız gözlemlerle, ülkelerin denize yaklaşımına dair ne gibi farklar gözünüze çarptı? Her ülkede benzer hassasiyetler mi vardır?

Endonezya’nın Komodo Adası’nda kıyıda bir Komodo Ejderi’nin fotoğrafını çevresinde bulunan atıklar yüzünden çekemedim. Hayvanın çevresinde denizden gelen lastik tokyolardan tutun, yoğurt kaselerine, poşetlere kadar her türlü çöp duruyordu. Bu adada yerleşim yoktu ve tamamen bir doğal parktı. Ama deniz dünyanın her tarafından çöpleri her yere taşıyor. Bu nedenle deniz kirliliği bölgesel değil, evrensel boyutlarda değerlendirilmeli. Denize yaklaşımlar farklı bile olsa sonuç çok değişmiyor. Çevre kirliliğine karşı insanlığın ortak hareket edip, ortak önlemler alması gerekir. Bunun yanında kırmızı gorgonların (yumuşak mercanlar) Akdeniz’de en yoğun görüldüğü iki bölge var. Bunlardan biri Ayvalık, diğeri de İtalya’da Portofino bölgesi. Her iki bölgeyede dalışlar yaptım. Portofino’daki kırmızı mercanlar bir doğal park alanı içine alınmış ve her türlü Akdeniz canlısının toplandığı bir bölge haline gelmiş. Ayvalık ise, yine gırgır ağları ile tahrip edilip, sorumsuz dalışların yapıldığı bir bölge olarak yarınlara ulaşmasının pek mümkün olmayacağı daha şimdiden belli bir halde. Ülkeler farklı, hassasiyetler farklı ama sorun aynı: kirlenen ve bozulan bir doğal yaşam!

Köpekbalığı-ve-yapıikan-balıkları--Güney-Afrika  Ateş Evigen ile Su Altındaki 35 Yıllık Fotoğraf Hayatı blankKöpekbalığı ve Yapışkan Balıkları, Güney Afrika

Kabuksuz-Deniz-Salyangozu-İstabulTürkiye  Ateş Evigen ile Su Altındaki 35 Yıllık Fotoğraf Hayatı blankKabuksuz Deniz Salyangozu, İstabul Türkiye

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Yorumlar

Norveç’te Yüzlerce Ren Geyiği Yıldırım Çarpması Sonucu Öldü blank

Norveç’te Yüzlerce Ren Geyiği Yıldırım Çarpması Sonucu Öldü

Barışın Simgesi Neden Ağzında Zeytin Dalı Taşıyan Beyaz Güvercindir? blank

Barışın Simgesi Neden Ağzında Zeytin Dalı Taşıyan Beyaz Güvercindir?