in

Böylesi Ancak Türkiye’de Olur: Hayvanat Bahçesi Ruhsatlı Nargile Kafe

Beykoz’da bulunan bir nargile kafede çekilen görüntüler pes dedirtti. Görüntülerde kafenin camlı bölümünde bir aslan sergileniyor. Hayvanlara Adalet Derneği Başkanı Avukat Hülya Yalçın, konuyla ilgili ajanimo.com’a açıklamada bulundu.

Mevzoo isimli nargile kafenin içerisinde hapsedilen aslanın görüntülerine sosyal medyadan tepkiler çığı gibi büyüdü. Kafe içerisinde cam bir kafes içinde görüntülenen aslanın yanı sıra papağan vb. hayvanlarda bulunuyor. Peki nasıl olur da bir kafede doğasında olması gereken bir aslan cam kafes içerisinde sergilenebiliyor.

Mevzoo isimli nargile kafenin sahibi Çerkes Cengiz Lakaplı Cengiz Şıklaroğlu. Cengiz Şıklaroğlu’nun evinde de aslan ve timsah gibi vahşi hayvanlar bulunuyor. Daha önce Çerkes Cengiz’in evinde bulunan hayvanların haberini sizlerle paylaşmıştık.

https://www.ajanimo.com/?s=%C3%A7erkes+cengiz

O dönem hayvanlar için eve gelen görevliler gerekli izinlerin olduğu gerekçesiyle herhangi bir işlem yapmamıştı. Sosyal medyada bir kafede aslan sergilendiği ihbarı üzerine kafeye giden Orman ve Su İşleri Bakanlığı ekipleri, incelemelerde bulundu. Mekanın, turizm ruhsatlı hayvanat bahçesi ve rehabilitasyon merkezi olarak faaliyet yürüttüğü belirlendi. Ve yine bir işlem yapılmadı.

Khalessi’nin kafesinin önünde yazan açıklama

Hayvanlara Adalet Derneği Başkanı Avukat Hülya Yalçın, nargile kafede aslan sergilenmesini ajanimo.com’ değerlendirdi.

“Hayvanlara şiddet ve kötülüğün  kötü bir senaryo gibi üzerimize çöreklendiği günlerdeyiz. Hak arayışı ve duyarlılık arttıkça ihlaller de çeşitlenerek artıyor adeta.

Son olarak İstanbul Beykoz’da Mevzoo isimli bir nargile kafede “özel hayvanat bahçesi” kurulduğunu; burada  cam kafeslerde aslan, flamingo, papağan gibi  hayvanların sergilendiğini öğrendik.  Bu hayvanların doğası bu alan değildir demek bile ağır bir durumken, tam aksini savunan görüşler olduğunu şaşkınlıkla izliyoruz.

Bu mekan, açıktan  reklam yapıp  insanları  camda esir tutulan hayvanları seyredek yemek yemeğe ve eğlenerek iyi vakit geçirmeye davet ediyor.

“Hangi ruhsat bunu haklı çıkarabilir ki?”

Vahşi  ve özgür doğasında yaşaması gereken bir aslan, kapatıldığı ve muhtemelen uyuşturulduğu camın arkasında, şımarık çocukların eğlencesi haline gelmiş. Hangi ruhsat bunu haklı çıkarabilir ki? Mekan  hakkında yapılan resmi başvurulara gelen cevaplar “yasal olarak izin alınmış, ruhsatı var” şeklinde olduğu için bu konuyu özellikle vurgulamak isterim.

Hak savunuculuğunun önündeki en büyük engel, tarihe de bakınca görülüyor ki sistemin kendisidir. Çünkü sistemi koruyan kurallar bütünü hak ihlallerinin de önemli sebeplerindendir.  Bu mekana ruhsat veren, karşılığında parasını alan sistem, elbette  orada esir edilen canlıların ne yaşadığını düşünecek değil. Düşünmüyor da. Bunu düşünen ve yasal zeminde çalışan bizleri de yasal izinlerle püskürtmeyi hedefliyor. Tam bu noktada hak savunucularının “yasaların adaleti tam olarak sağlamadığını;  bir şeyin kanuna uygun olmasının, doğru ve adil olduğu anlamına gelmediğini” net olarak anlaması gerekiyor.

Yıllardır sürdürdüğümüz bu çalışmalarda önceliğimiz ve tek penceremiz “kanun” olduğunda tıkanıp kalıyoruz. Demek ki aslolan yasal zeminde  kalarak, aynı zamanda ciddi sosyal bir mücadele de yapmak.

Mekanın ruhsatı var ama bakalım, ruhsat kriterlere uygun mu? Bunu bile kendi  içinde iğneyle kuyu kazarak da olsa didikleyip araştırmak zorundayız.  Ayrıca olayın ikinci boyutu olan müşteriler kısmını da unutmamak gerek. Sorulduğunda muhtemelen çoğu “ben de hayvan seviyorum, kedim var, köpüşüm var” diye uzun hikayeler anlatabilir. Ama burunlarının dibinde esir edilen aslanları, flamingoları, papağanları gayet doğal karşılayabilir.

Çünkü yasadışı bir durum yok diye düşünür. Toplumda yasadışı olmayan her şeyin adil olduğu algısı özellikle hayvan hakları mücadelemizi sekteye uğratıyor. Bu anlamda biz HAD Hayvanlara Adalet Derneği olarak “hayvan hakları için hukuk dili” çalışmaları başlatıyoruz. 

Neredeyse 24 saat aralıksız gerçek bir mücadele varsa bu da hayvan hakları için olandır diye düşünüyoruz.

“Bu mekanın ekonomik zarara uğratılması şarttır”

Bu mekanın ekonomik zarara uğratılması şarttır. Bu yaygınlaştırılan “zulüm ve esarete yataklık” söylemiyle zaten olacaktır. Ayrıca bu tür ruhsatların verilmemesi gereğini de seçim öncesi hepsi hevesle sözler veren siyasilere hatırlatıp; gerçek bir koruma kanunu yapılacaksa bunlara dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatmak üzere çalışma gruplarımızı oluşturduk.

Bir ceza avukatı olarak meslek hayatım boyunca en çok tanık olduğum şey,   gerçekten uygulanabilir cezaların bir süre sonra caydırıcı olmaya başladığı, ancak cezadan daha etkilisinin toplumda duyulmak, rezil olmak duygusu olduğudur.  Yani sosyal alanlarda  verilecek tepkiler, yasal zemini güçlendirir ve hak savunusu böyle yapılabilir.

Kedisine dokundurtmayan toplumun  çocuğu, yaşlısı, yalnızı tehlikede olabilir mi? 

Sonuç olarak bu hayvanların DKPM tarafından derhal mekandan alınması,belli bir doğaya alıştırma sürecinden sonra da salınması gerekli normalde.  Bu hayvanları esir etmeyi hayvan sevgisiyle açıklamaya çalışan işletmeye de ciddi cezalar kesilmeli. Ki bu şartları biz araştırıyoruz. Muhtemelen para cezası kesilecek. Ama Mevzoo mekana özenen başka yerler de çıkacaksa akıllarında olsun, hayvanları  o kötü ortamlarda tanım caizse, “yumuşak şiddete” maruz bırakarak  reklam yapmalarına en azından bugün için sosyal engel olmaya devam  edeceğiz. Hukuki mücadele de dört koldan devam ediyor. Hayvanat bahçesi açma ruhtası öyle yaz çiz ver şeklinde olamaz. Kaldı ki biz bu bahçelerin “tamamen kaldırılması” talebiyle yıllardır TBMM deyiz. Haklı taleplerimiz de mutlaka karşılığını bulmak zorunda. Elbette önce sokakta, toplumda ve sonra mutlaka yasal zeminde.

Hayvan haklarının samimiyetle korunması toplum için harika yan etkileri olan bir hap yutmak gibidir. Kedisine dokundurtmayan toplumun  çocuğu, yaşlısı, yalnızı tehlikede olabilir mi?  Bir de böyle düşünelim.”

 

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

Yorumlar

Diyarbakır’da Köpeği Mezarlık Çalışanı Yakmış

Köpeğini ve Papağanını İstemeyen Karısını Evden Kovdu