Gitme! Bizi Terk Etme!

Gitme! Bizi Terk Etme!

“Hayvan hakları bildirgesi (Universal Declaration on Animal Welfare), hayvanların da insanlar gibi birer canlı olduğunu, onlarında hakları olduğunu belirten bir bildirgedir. Bu bildirge onlara zulüm etmeyi önlemek ve onların refah standartlarını geliştirmek için önerilen bir hükümetler arası anlaşmadır.

Beraber yaşadığımız ve aynı dünyayı paylaştığımız hayvanların tıbbi ve kozmetik deneylerde kullanılması, derileri için vahşice öldürülmeleri, eğlence amaçlı avlanmaları veya bizi eğlendirmek amaçlı kötü muamele ile eğitilmeleri, hayvancılık sektörüne hayvan yetiştiren firmaların uygunsuz alanlarda besicilik yapması gibi ihlaller hayvan hakları tarafından denetlenmektedir.”

Toplam 14 maddeden oluşan bu beyannameyi okumak isteyenler için: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hayvan_Haklar%C4%B1_Evrensel_Beyannamesi

Ben burada, bu beyannamenin 6. Maddesinden söz etmek istiyorum. 6. Madde diyor ki:
“İnsanların yanlarına aldıkları bütün hayvanlar doğal ömür uzunluklarına uygun sürece yaşama hakkına sahiptir. Bir hayvanı terk etmek acımasız bir davranıştır.”

Bir hayvanı terk etmek!
İnsan olabilir mi diyor, insan evladına kıyabilir mi? Hadi siz evlat olarak görmeyin, sizin pati dostunuz olsun ya da yol arkadaşınız. Sizi koşulsuz seven, birlikte yaşamaya başladığınız andan itibaren tüm varlığı “siz” olan bir canlıdan söz ediyoruz. Terk edilme sebeplerini sıraladım kendi kendime:

Yaşlılık
Hastalık / kalıcı-geçici sakatlıklar
Yaz tatilinin sona ermesi
Sevgiliden ayrılmak
Eşim hamile
Bebeğimiz oldu
Çok tüy döküyor
Çok havlıyor
Pirelendi (inanın bu da var)
Eşim istemiyor
Evleniyorum
Aklıma gelmeyenler de vardır ancak en çok karşılaştığım şu yukarıda sıraladığım sebepler.

Misal 15 yıl birlikte yaşıyorsunuz kedinizle/köpeğinizle, sonra yaşlanıyor haliyle, görmez oluyor, mide enzimleri sorun çıkarıyor, özel beslenmesi gerekebiliyor ya da kusuyor, sizinle eskisi gibi koşturup oynayamıyor (dedenizle tek kale maç yaptığınız için mi seviyorsunuz onu?), türlü yaşlılık emareleri işte. Ve siz onu terk ediyorsunuz! Size en çok ihtiyacı olduğu o son zamanlarında, bir barınağın soğuk taşlarında titreye titreye ölümü beklemesini doğru buluyorsun öyle mi ey insan! Hiç mi yüreğin kıpırdamadı, hiç mi sevgi taşımadın 15 yıldır demezler mi insana?

Misal sevgilinize şirinlik yapacaksınız diye, ona danışmadan üstelik, minik bir pati alıp, boynuna kurdeleler takıp, bir sepet içinde “hediye” ediyorsunuz bir canı! O da muhtemelen aldığınız paticik çok güzel ve bebek olduğu için ve yüksek ihtimalle de size şirin görünmek için “ah canııııım, ne tatlı şey” falan diyerek kabul ediyor can’lı hediyenizi. Sonra? Sonra bizim ufaklık büyüyor, ilginize ihtiyaç duyuyor, çişiyle kakasıyla alakadar olmanıza, eve düzenli gelmenize, onu sevmenize, yemeğini suyunu vermenize, onunla oynamanıza ihtiyaç duyuyor. Al başına belayı diyen beyinleri o kadar çok tanıyorum ki!

Hiçbir can satılmaz ve hediye edilmez, bu bir. Ve bir pati ile yaşamak bir karardır, çok da önemli bir karardır. Çocuk yapmak kararı gibi diyeceğim ama bu ülkede o konu da biraz sıkıntılı gördüğüm kadarıyla. Sonra sevgililer ayrılır ayrılmaz sokağa değilse bir barınağa bırakılıyor büyük mutluluklarla satın alınıp eve getirilmiş o yavrucak.

Yukarıda sıraladığım her sebebi sayfalarca anlatabilirim. Sadece iki örnek yetiyor da artıyor insanın yüreğinin mengenelere girmesine.

Kısası şu ki, her şeyden önce her zorluğunu araştırıp, yaşam şeklinize bakıp buna göre karar vermeli bir pati dost edinmeye. Birlikte çıkılacak uzun bir yolculuk bu. Her daim yanında olacaksanız, hastalandı, yaşlandı, miyavladı, havladı diye sorun çıkartmayacaksanız, sevgilinizi dahi patinizi seviyorsa kıstasıyla seçecekseniz, bütçe ayırabilecekseniz (büyük paralar olmayabilir ama sizin için büyük nedir düşünün), dilinden anlayabilecekseniz, onun evde her daim sizi beklediği gerçeğini sevgiyle kabul edebilecekseniz, tatilinizi, gezmelerinizi ona göre ayarlayabilecekseniz karar verin. Ve tabii ki satın almayın, bunları yapmamış olan o çirkin yüreklerin terk ettiği güzel yüreklere sarılın, sahiplenin.
Haa tüm bunları düşünüp bir yol arkadaşı edindiniz diyelim. Hediyesi öyle büyük ki, siz bile kendinizi tanıyamayacaksınız 🙂

Hamiş 1: Ponçik’i pet shoptan kurtarıldı.

Hamiş 2: Ponçik’siz yaşayamam 🙂

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Yorumlar

Ziftten Kurtulan Yavru Köpeğe Hayvanseverlerden Yoğun İlgi

Ziftten Kurtulan Yavru Köpeğe Hayvanseverlerden Yoğun İlgi

Kedi Tuvaleti Temizliğinde Nelere Dikkat Edilmeli?

Kedi Tuvaleti Temizliğinde Nelere Dikkat Edilmeli?