Hayvanlar Olmasa…

İstanbul‘dan döndüğümden beri düşünüyorum. Bir söz verdim ve tutmalıyım, yazmalıyım diye. Aslında baya bir gevezeyimdir. Beni tanıyanlar bilir, hatta ilk defa tanışanlar bile bunu anlar. Anlatacak bir şeyler bulmakta pek zorlanmam. Neyse o gün bugün sanırım. Kendime bir kahve yaptım, sanki yazmak için bir kahve gerekli gibi geldi. En sevdiğim mor tükenmez kalemimi elime aldım totem olsun diye. Sonra kelimelerin kalemimden öylece dökülüvermesini izledim.

Bir efsaneye göre Kato Kızılderililerinin tanrısı Nagaicho dünyayı yaratmış. Önce gökyüzünün dört köşesine sütunlar yerleştirerek gökyüzünü yukarıya kaldırmış ve böylece yeryüzünü açmış. Sonra bu yeni dünyada bir geziye çıkmış ve onu dolduracak şeyler yaratmış. Erkek ve kadınlar topraktan yapılmış. Tanrı Nagaicho ayağı ile toprağa sürttükçe dereler ve ırmaklar oluşmuş ve her bir hayvan yaratılarak dünya üzerinde yerine konulmuş. Hikayenin hiçbir yerinde Tanrı Nagaichonun köpeği yarattığından söz edilmiyor. Çünkü tanrının hep bir köpeği varmış. Bana sorarsanız kedisi de vardı.

İnsanoğlu kendi varlığının bilincine vardığından bu yana hayvanlarla ortak bir yaşamı paylaşmış. Peki bizler insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkinin, insanlığın gelişiminde ne kadar önemli bir rol oynadığının farkında mıyız?

Birkaç örnekle açıklarsak;

Hayvanlar olmasaydı, moda denilen şey olmazdı. Balık sırtı, balık pulu, bal peteği, leopar gibi desenler hayatımızda olmazdı. Mankenler cat walk denilen yürüyüşle podyumda salınamazdı. Hayvanlar modacıların en büyük esin kaynağı ve olmaya da devam edecek.

Hayvanlar olmasaydı, bilim bu kadar gelişemezdi. Robot teknolojisinde böcekler, gemi pruvası ve Concorde uçaklarındaki burun çıkıntısında yunuslar, uçak teknolojisinde akbabalar, helikopter tasarımında yusufçuk, radar yapımında yarasalar, mimaride örümcek ağı, kar botlarında tavşanlar esin kaynağı oldu, insanların ufkunu açtı.

Fiziki ve ruhsal hastalıklarda hayvanların iyileştirici etkisi, yalnızlığa, iç sıkıntısına, ruhsal bunalımlara faydası, can yoldaşlığı görmezden gelinebilir mi?

Hayvanlar olmasaydı, sanat olur muydu? Ezop’un 2600 yıl önce söylediği masallar, La Fonteine ve Andersen masallarındaki, inatçı eşek, kurnaz tilki, güçlü aslan olur muydu? Genç ve güzel prenses o zaman kimi öpecekti kurbağa olmasa?

Hayvanlar olmasaydı, ötme bülbül, yeşil başlı ördek, manda yuva yapmış söğüt dalına türkülerini dinleyebilir miydik? Çocukken Ali Babanın Çiftliğini söyleyebilir miydik?

Vivaldi’nin en sevdiği kuş, saka kuşu olmasaydı Opus 10’daki altı flüt konserinden biri olmazdı. Daha çok sonatlarıyla tanınan ünlü İtalyan besteci Scarlatti, ilhamını genelde çok sevdiği kedisi Pulçinelladan almıştı. Daha böyle sayısız örnek verebilirim.

Uzun lafın kısası dünya kurulduğundan bu yana ortak bir yaşam alanını paylaşıyoruz ve onlardan çok şey öğrendik. Hayatımızda bu kadar önemli yeri olan hayvanlara bağlanmak, onları sevmek, sevmesek bile zarar vermemek duygusal ve kültürel gelişmişliğin en önemlisi insan olmanın gereğidir.

Yorumlar

Yorum Ekle
  1. Gerçekten zorlanmayan,rahat,huzur veren,çok hoş bir başlangıç ve akıcı bir anlatım.Başarılar…..

  2. Girişin çok güzel oldu, devamının da öyle olacağına inanıyorum, fikrin hiç tükenmesin dilerim.

  3. Şahane bir yazı. Tebrik ederim. Bu arada “insan denen hayvan olmasaydı ne olurdu” başlıklı yazınızı merak ediyorum”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Yorumlar

İnsanlarını Bulan Hayvanların Mutluluğu Görülmeye Değer

İnsanlarını Bulan Hayvanların Mutluluğu Görülmeye Değer

Ajan Brian Bunu Beğendi!

Ajan Brian Bunu Beğendi!