Jamaika’nın “Kaplumbağa Adamı” Mel

İztuzu’nda işgalci konumundaki DALÇEV plajdan çıkartıldı ve bölge üniversiteye tahsis edildi. Caretta Carettalar ve insanlık adına bu içimize su serpen haberle Jamaika’da minik kaplumbağa yavrularını denize kavuşturma çabasına tanık olduğumuz Mel’i hatırladım. Jamaika’nın Kaplumbağa Kurtarıcısının ilham verici hikayesini bir yıl önce uzuncorap.com sitesine de yazmıştım.

KONUK YAZAR: SELEN GÖBELEZ DUMAS

İztuzu’na çocuk yaşta gittiğimde, daha önce görmediğim genişlikteki kumsal, sivrisineklerin bitmek bilmez saldırıları ama en çok da geceleri gelip yavrulayan kaplumbağaları koruma çabası kazınmıştı zihnime. Yumurtalara zarar vermemek için kumsala güneş şemsiyesi bile koyulmuyordu ve hava karardıktan sonra plaja gitmek yasaktı. Nesli tükenmek üzere olan hayvanlar mevzusunu ilk kez orada fark etmiştim.

selen1

İnsanların deniz kaplumbağalarına zulmünün haddi hesabı yok. Sri Lanka’da kimi Latin Amerika ülkelerinde olduğu gibi afrodizyak özellikleri ve ömrü uzattığı gerekçesiyle çorbasını yapıp yemek ve sırtından çeşitli süs eşyaları yapmak için insan denen bu vahşi türümüzün deniz kaplumbağalarını avlamakla kalmayıp, kumsala bıraktıkları yumurtalarını da çalıp yediklerini öğrenmiştim. Oysa deniz kaplumbağalarının yediği deniz süngerleri gibi toksik maddeler pişirilse bile yok olmadığından, deniz kaplumbağası eti ölümcül zehirlenmelere yol açabiliyormuş.

selen3

Bir yıl önce İztuzu plajının özel bir şirkete ihale edilmesine haklı tepkiler sürerken, bizim de yolumuz Karayip adası Jamaika’nın Ocho Rios bölgesinde, kendini deniz kaplumbağalarına adamış Mel’le çakıştı. Emekli olup Jamaika’ya yerleştiğinde deniz kaplumbağaları hakkında hiçbir şey bilmeyen İngiliz Mel (Melvyn Tennant)*, evinin yakınına yumurta bırakmaya gelen deniz kaplumbağalarını gördüğünden beri kendini nesli tükenmek üzere olan bu canlıları korumaya adamış.

Oracabesa’da yumurtadan yeni çıkan deniz kaplumbağalarının denize ulaşmalarını izlemek üzere toplaşmış kaplumbağa meraklılarına yıllardır yaptığı çalışmayı, bireysel bu girişiminin şimdi nasıl daha örgütlü ve etkin bir hale geldiğini anlatıyor doğa bilimci titizliği ve hassasiyetiyle. On yıl önce yüzde sıfıra yakın olan başarılı üreme oranı bu çabalar sayesinde yüzde 90-95’e ulaşmış.

selen2

Dört ay boyunca her gece ellerinde fenerler, kuluçkaya yatmak için sahile çıkan deniz kaplumbağalarını öldürmeye çalışan halkı kovalamakla başlamışlar işe. Sonra sabahları da nöbet tutmak gerektiğini çünkü insan denen mahlûkatın gündüzleri de yumurtaları çalmak için geldiğini fark etmişler. O yıl gelen 49 deniz kaplumbağasının yaptığı 3 yuvadan sadece 350 tane yavru kaplumbağa denize ulaşırken, bu sene denize ulaşan yavru sayısı 21 bine yaklaşmış. Anne kaplumbağanın yumurtaları bıraktığı yeri tespit edip, yuvanın üstüne sineklik koyarak kumla kaplıyorlar çünkü kaplumbağalara tek tehdit insanoğlu değil. On dokuzuncu yüzyılda şeker kamışı plantasyonlarındaki farelerle mücadele etmek için Jamaika’ya getirilen firavun fareleri (mongoose) de yumurtaların peşinde.

Gece dişi kaplumbağa trans durumunda yumurta bırakırken ölçüp fotoğrafını çekerek isim veriyorlar ve bir etiket takıyorlar. Böylece nereye giderse hem o kaplumbağayı takip edebiliyorlar hem de her kaplumbağa için bir envanter ve plajın neresine yumurta bıraktığına dair harita oluşturabiliyorlar. Anne kaplumbağa yumurtaları bırakır bırakmaz gece bıraktığı ayak izlerini de plajı süpürerek yok ediyorlar.

selenoneçıkarılan1

Deniz kaplumbağaları yuvadan çıkıp denize yürürken adeta doğal bir GPS aracılığıyla koordinatları beyinlerine işleniyor. Bu yüzden minik yavruları alıp denize bırakmaya çalışmanın iyilik taşlarıyla cehenneme giden yolu döşemekten ibaret olduğunu hatırlatalım. Yavrular kendileri denize ulaşmalı ki üreme yaşı geldiğinde yumurtalarını bırakabilmek için doğdukları yere geri gelebilsinler. İki yılda bir yumurtlayan bu deniz kaplumbağaları yine doğdukları yere, Jamaika’ya geldiklerinde Mel’in deyimiyle “Jamaikalılaşıp” birçok partnerle cinsel ilişkiye giriyorlar ve spermleri depolayıp 15 günde bir yumurtladıkça sahile geri geliyor. Bir seferde ise yaklaşık yedi yuva yapabiliyorlar.

Dünya’daki sekiz deniz kaplumbağası türünden, Türkiye’ye gelen özellikle Dalyan, İztuzu’nda adını duyduğumuz Caretta carettalar… Karayipler’de görünenler ise şahin gagalı (hawksbill) deniz kaplumbağaları… Nesli tükenme tehdidi altındaki bu deniz kaplumbağaları doğal haline bırakıldığında yüzde 30’luk bir kayıp yaşanıyor denize ulaşana kadar. Bu yüzden denize ulaşma oranını artırmak için yavrular yuvadan insan eli yardımıyla çıkartılıyor. Hazır olup olmadıklarını kontrol ettikten sonra yavrulara saldırabilen büyük balıkların koyda olmadığı saatlerde yani, güneş batmadan bir buçuk saat önce çıkartılıyorlar yuvadan. (Demek bu yüzden Mel ısrarla saat dört buçukta yuvadan çıkacaklar gecikmeyin demiş.)

Kızımın Jamaika’da favori kitabı, denize atılan poşeti denizanası sanıp yiyince hastalanan deniz kaplumbağası Mama Edda Leatherback’in Reggae Band tarafından kurtarılışını anlatan, Reggaeci Shaggy’nin şarkılarını yaptığı müzikli kitap. Kızım Mel’in anlattıklarını pür dikkat dinleyip 170 adet minik yavrunun denize ulaşma yolculuğunu huşu içinde bir merakla izlemekle kalmadı, bir de kendince yardımcı olmaya çalıştı.

selen4

Jamaika’daki lakabıylaKaplumbağa Adam Mel’in de dediği gibi bütün bu çabaların kalıcı olmasının asıl koşulu yerel halkın, özellikle de geleceği bu canlıların geleceği ile koşut çocukların diğer canlılar ve doğayı gönülden sevip sahiplenmesi. Okuyup anlatmak önemli de insan gözleriyle görüp, teni tenine değdi mi daha bir coşku ile bağlanıyor diğer canlara, canlılara. Mesela civar okullardan çocuklar Dalyan’da kaplumbağaların nasıl yuva yaptıklarını ve yavruların denize ulaşma çabalarını görmeleri için İztuzu’na götürülse olmaz mı? Yoksa artık okul gezileri sadece cami ve türbelere mi yapılacak Yeni Türkiye’de? İnsanların yiyip içtikleri, oturup kalkışları, yatak odaları, inançları, inançsızlıkları yerine sürüngeniyle, uçanıyla, yüzeniyle, fotosentez yapanıyla, evrenin bilip bilebildiğimiz tüm diğer canlılarıyla ortakça bir yaşamın koşullarına yorulsa keşke kafalar…

* “Kaplumbağa Adam” Mel’in TEDxJamaica konuşması da hayli ilginç.

Selen Göbelez Dumas

selengobelez@gmail.com

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Yorumlar

Hayvan Sevgisi Engel Tanımıyor!

Mahallenin Çocukları Zabıtalara Karşı Köpek Dostlarını Korudu