Kuru Mamalardaki Büyük Tehlike

Kuru mamalardaki büyük tehlike,  tehlikesiyle birlikte gerçeği, doğruyu, organik olanı, insanları ve hayvanların varoluşunu da sorgulayıcı bir işlev görüyor.

Dünyada insanlık birçok çağdan geçti. Topluluklar ve toplumlar birbirinden ayrı ve aynı pek çok farklı durumu yaşadı. İlerleme fikrine olan itaat, gündelik hayatımızdaki alışkanlıklarımıza koşulsuz güven duymamıza sebep oldu, pazarlama aygıtları da koşulsuz güveni sağlayan yapay yolları yeniden icat edip durdular. Ancak koşulsuz güven, koşulsuz sevgi demek değildi. Bu sebeple her an başı kırılan bir paradigma yerini bir sonrakine bırakabiliyor. Peki bir sonraki doğru mu olacak, yoksa yine yanlış mı?

Bilgi denen güç, aynı zamanda güçsüzlük haline geldi ve ‘bilgi kalabalığı’, ‘bilgi kirliliği’ gibi terimler ortaya çıktı. Aslında belki bilgi çağı, yol açtığı zayıflıklar sayesinde bir güç olarak anıtlaştı. Pek çok farklı olgu, farklı nedenler, farklı sonuçlar ve onların bağlantılarını sağlayan farklı mantıklarımız var. Bu sebeple gerçek olmayan gerçekliğimizde yaşarken ayağımız normallik algısının örtüsüne kolayca basabiliyor. Peki o örtünün altındaki taş bizi taşıyacak mı yoksa yanındaki çukura mı kayacak?

Gıda ve etik tartışması insanlar için son zamanların en önemli konularından biri oldu. Çünkü gıdanın kaynağına olan erişimimizi yitirdik, bu yitişi fark edince sorgulamaya başladık. Bazılarımız çok sorguladı, bazılarımız az sorguladı, bazılarımız ise hiç sorgulayamadı çünkü kendi bilgisine ve alışkanlıklarına güveni tamdı. Ancak gerçek şu ki, bilgi hepimizde farklı işledi ve kitleler halinde en sonunda sağlık denen hastalığa kapıldık, böylece bilginin karşı kutbuna koyduğumuz sezgi galip geldi. Sağlık ise hiçbir zaman gerçek bir şey olarak çıkmadı karşımıza, ambalajlardaki organik yazılarına, vitaminli yüz kremlerine, evi temizleyen bitki trendlerine kandık. Belki hepsinin %50 doğruluk payı vardı, belki de o domates gerçekten organikti. Peki diğer %50 ne olacaktı?

Kuru Mamalardaki Büyük Tehlike

Sağlık adına, hastalığın kaynağına itaat ettik. Geçtiğimiz günlerde birileri ‘Böceklerimiz nerede?’ diye sorduğunda herkes çok şaşırmıştı. 10 yıl önce araba yığınlarımızın camlarına çarpıp ölen uçucular şimdi nerede? Hiç kimse en sevmediği, en çok kovduğu, baş edemediği belalılarının bir gün ortadan tamamen yok olacağını düşünemezdi. Şimdi neyi anlıyoruz? Sinekler bizim özgürlüğümüzdür. Bunu anlayanın da anlamayanın da dolabının dibinde aksine çoğalan hamamböcekleri için spreyler hala duruyor. Çünkü o, tek bir fıslama özgürlüğünü kullandığında dünyada bir şeyleri yok edecek kadar değişebileceğine inanmıyor, aynı şekilde, o spreyi fıslamadığında da ona göre yine bir şey değişmeyecek çünkü o bu güce sahip değil. Yani insanlık en çok da güçsüz olduğunu düşündüğü zaman felaket saçıyor. Gücün kötülüğü aynı zamanda güçsüzlük oluşundandır. Çünkü bak; o kuşun yiyerek uçmasını sağlayan şu böceğin hayatı, senin evinde bitti bile!
Kuru Mamalardaki Büyük Tehlike

Küçük bir böceğin hayatı bitti. Belki onu yiyerek onun hayatını paylaşan kuş da tesadüfen başka bir yiyecek bulacak. Şimdilik uçmaya devam edecek. Çünkü türü tükenen bir aslan da, ‘benim türüm tükeniyor’ diye birdenbire ölmez değil mi? Yaşamaya devam eder. Fakat bilmiyordur ki, türünün tek örneği olarak kalmış, belki hissetmiştir yine de…

İnsanların bir kısmı onu avlamaya devam edecek, diğer kısmı da onu bu sebeple öldürmeyip gözlemleyecekler. İnsan tek taş sevdiği gibi, tek kalmış hayvanı da severmiş veya öldürerek severmiş.
Kuru Mamalardaki Büyük Tehlike

Bizim ölmüş böceğimizi öldüren sprey markasına sahip firma, genetiği değiştirilmiş tohumlarla ucuz ve bol şekilde gıda üretebildi, ama ne olduysa açlık büyüdü. Çünkü gıda aslında doyduğumuz şeyden çok yaşadığımız  şeydi. Bu sebeple hep sorgulamaya devam ettiğimiz ama muhtaç kaldığımız ilaçlar da aynı firmanın yatırımlarından çıkıyor. Bu sırada sağlık ile ilgili neredeyse hadislere öykünecek pek çok laf da üretilmeye devam ediyor. Sağlığınız için ‘et’ yiyin dendiğinde, aslında ne sağlık nedir ne de et nedir bunu düşünebiliyor insan aklı. Gıdanın kaynağının yitirilişi ve yabancılaşma içindeki maddelere olan bağımlılığı arttırdı. Etin sağlığa olan herhangi bir yararının olmadığı, sadece aşırı karbonhidratı dengeleyici bir unsur olduğu için yararlı gibi görünen bir ürün olduğu pek çok uzman tarafından kabul edilse de, insan, kendi uzmanını kendisi seçebilecek kadar özgür olduğu için, alışmadığı bilgiye varmadı. Tarım alanları buğday yetiştirmeyi bırakarak mısır laboratuvarlarının bahçeleri haline geldiğinde ve insanın yediği hayvanların temel besini olduğunda, üstelik dünyadaki tüm toprağın, sırf tüketilen hayvanların tüketimi için tüketilmesi sebebiyle, kalan toprağa da evlerimizi diktiğimiz için bir gün ineklerin ve tavukların da nesli tükenecek mi diye düşünemedik. Bugün, iklim değişimi ile ilgili uzmanlar, dünyaya verilen büyük zararın durdurulması için et dediğimiz canlara sahip hayvanları yemeyi bırakmamız gerektiğini bu sebeple iddia ediyor. Çünkü etiydi, sütüydü, baharatıydı derken bu tüketim zincirinin maddi varlığını göz ardı ediyoruz. Sanal dünyada yaşamak böyle bir şey. Aslında dünya derken de, dünyadan değil, evrenselden bahsediyoruz. Yani coğrafyalar ötesi bir kaderken, iletişimden, bilinçlilik halinden bahsediyoruz. İnsan merkezci bakış, dünyayı evrenselleştirerek dengeleri değiştirdi.

Kuru Mamalardaki Büyük Tehlike

Peki evcil hayvanlarımızın beslenmeleri ne olacak? İnsan merkezci insan aklı, insan olmayan için insanlığını nasıl hatırlasın da doğru olanı yapabilsin? Başlıktan beri gelmek istediğim nokta buydu. Biz insanlara, ihtiyacımız olmayan ve et denen şeyi icat edip doğal ve yararlı diye satıyorlar ama etobur hayvanlarımıza gerçek besinlerini vermemiz sağlıksız ve masraflı geliyor. Onun yerine ötekileştirdiğimiz böcekleri öldüren ilaçları üreten firmaların yan markaları olan hayvan yemlerini satın alıp, ‘en ideal ayar’ı yiyoruz, yediriyoruz, oranlar önemlidir bir pazarlama aracı haline geldiğinde toksikleşebilirler. Biz böceği ötekileştirirken komşumuz sokaktaki hayvanın mama kabını atıyor, kediye de tekme atıyor, çünkü o da o kediyi ötekileştiriyor, yaşamında istemiyor.

Gıdanın kaynağına olan referanslarımızı ve izlerimizi tümüyle kaybettiğimiz için, evcil hayvanlarımıza olan ideal oranların laboratuvarlar tarafından geliştirilebileceğine yönelik inancımız onları uzun vadede hasta ediyor. Çelişkiye bakın: Bir yandan hayvan cesedi (et) yiyen, diğer yandan etobur hayvanına onu veremeyen topluluklar olarak, yeni içerik trendlerinin peşinden koşuyoruz ama bir türlü temele inemiyoruz. Çoğu kişi için popüler kültüre eklemlenebilmiş Pet Fooled belgeseli aydınlatıcı oldu, sorgulamalar hızlandı ve son dönemde hayvan yemlerine olan ‘güvensizlik’ büyüyor. Sonuçta tohumun genetiğini değiştiren de, böcek ilacını üreten de, patron da, işçi de, satın alan da, veteriner de, diyetisyen de, evsiz de, evli de biz insanlarız. Bu sebeple Ajanimo’nun Sağlık köşesinde bundan böyle hem kendimiz hem de tüylü dostlarımız için ‘doğal’ anlamına gelen ‘gerçek’leri konuşmaya devam ediyor olacağız.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Yorumlar

Urla’da Bir Kedi Okla Öldürüldü

Urla’da Bir Kedi Okla Öldürüldü

‘İklim Değişikliğine Karşı Harekete Geçin’ Çağrısına Türk Öğrencilerden de Destek Geldi

‘İklim Değişikliğine Karşı Harekete Geçin’ Çağrısına Türk Öğrencilerden de Destek Geldi