in

Piranalar Gerçekten Katil Balıklar mı ?

Bunca zamandır izlediğimiz filmlerden olsa gerek piranaları hep saldırgan ve vahşi hayvanlar olarak bildik… Acaba gerçekten öyle mi? Yoksa onlar da sadece hayatta kalmak için gerekli besin kaynağını mı karşılamaya çalışıyor?

Piranalar sanki cehennemden çıkıp gelen canavarlar gibi etrafta anlatılıyor. Peki gerçekten de bunlar insanları bile yiyen katil balıklar mı? 30 yıl boyunca bu tropik yırtıcılar üstünde araştırma yapan Alman biyolog Wolfgang Schulte, piranaların canavarlaştırılarak abartılmasını saflık olarak nitelendiriyor. Ancak, onları masum, insanlar için hiçbir tehlike yaratmayan balıklar olarak göstermenin de yanlış olduğunu düşünüyor. Gerçek, tam bu iki tanımlamanın ortasında yer alıyor.

Güney Amerika’daki akarsularda yaşayan, küçük ve saldırganlığıyla bilinen bir düzineyi aşkın balık türü ‘pirana’ adıyla bilinir. Piranalar etçil ve otçul olarak iki sınıftır. Bu balıklar tatlı su balıklarıdır, tuzlu suda yaşayamazlar .

Piranaların en belirgin özelliği iri ve sivri dişleridir. Güçlü kaslara bağlı alt ve üst çenesinde sıralanmış olan jilet gibi dişler ağız kapandığında birbirlerine sıkıca kenetlenir. Böylece pirana kendinden çok daha büyük olan avını yiyebilir. Piranaların bir ineği kemiğine kadar bu kadar çabuk yiyebilmelerinin nedeni birkaç faktöre bağlı. İlki, piranalar çiğnemez. Isırdıkları zaman, etten büyük bir parçayı çiğnemeden doğrudan yutuyorlar. Diğeri ise, bu görevi yüzlerce pirana başarılı bir şekilde yerine getiriyor. Piranalar, çok uzman takım yiyicileridir. Piranalar etraflarında çok hızlı döndükleri için suda kaynıyormuş gibi fokurdama görüntüsü oluşuyor. Beslenme çılgınlığı boyunca piranalar sürekli olarak pozisyon değiştiriyorlar.

En büyük pirana türü Brezilya’nın doğusunda yaşayan ve uzunluğu 60 santimetreyi bulabilen kara piranadır. İngiliz zoolog Richard Fox, yaptığı bir deneyde, havuza aynı anda 25 süs balığı attı. Ancak beklenen çılgınlık gerçekleşmedi. Piranalar her gün sadece bir tane balık yiyorlar, günlük açlıklarını giderecek kadarını tüketiyorlardı. Ancak, diğer bütün balıkların hemen ilk gün yüzgeçlerini ısırmışlardı. Kaçma olanakları kalmayan süs balıkları, sanki yaşayan yiyecek depoları gibi baş aşağı suyun içinde öylece asılı kalmışlardı. Yani bu da aç kalmadıkça saldırmadıklarının kanıtı…

Gerçekten binlerce balıktan oluşmuş büyük sürüler halinde yaşayan piranaların suya giren ya da düşen sığır ve kapibara gibi iri hayvanlara saldırdığı bilinmektedir. Ancak çoğu pirana türü diğer balıklar ve suya düşen meyve, tohum gibi bitkisel maddelerle beslenir.

Piranalar ailelerine çok bağlıdır ama kan kokusuna dayanamaz. Örneğin pirananın annesi yaralanmışsa ve pirana kan kokusunu duyarsa hemen annesini yer. Yani huy ve fiziki yapıdan köpek balıklarına benzerler. Kan kokusuna karşı aşırı hassas burunları var.

Piranalar ana vatanlarında yerleri doldurulamayan birer sağlık bekçisi gibiler. Leş yiyen bu balıklar olmasaydı, nehrin taşmasıyla yaşamlarını yitiren vahşi hayvanlar, suyun içinde öylece çürüyecekti. Ortaya çıkan mikroorganizmalar, bu sıcak bölgede bulaşıcı hastalıklara neden olacak; yarattığı tehdit, kapısı bacası açık yaşayan insanlara kadar ulaşacaktı. Orinoco’da yaşayan bazı Kızılderili kabileleri, suyun nehir yataklarından taştığı dönemlerde ölülerini toprağa gömemediği için, piranalardan yararlanıyorlar. Guaranos kabilesinden Kızılderililer, böyle dönemlerde ölülerini seyrek örülmüş ağlarla suya indiriyorlar ve cesetleri kemirmeleri için piranalara sunuyorlar. Çıkarılan iskeleti daha sonra tüylerle süsleyerek cenaze törenini yapıyorlar.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

10 − 10 =

Loading…

Yorumlar

Hayvanlar Pokemon Şarkısını Söyledi

Drone’lar İlk kez Hayvanlar Yararına Kullanılıyor