in ,

Sevgi Öğretilir mi?

Köpeğimle parkta, sokakta ya da her hangi bir cafe’de bulunurken bakıyorum diğer insanların özellikle yanında çocuk olan annelere, bakıcılara ya da babalara. Hepsinin davranış biçimleri farklı. Sevgi biçimleri, hayvanlarla temas şekilleri değişik.

Çoğu korkarak ya da korkutularak kimisi cesaretli kimisi de ürkek. Aslında çocuk yanında kim varsa ona göre şekillendiriyor davranışını, sevgi aktarışını. Anne ya da bakıcı korkak ve sanki karşısında onu yiyecek, parçalayacak şekilde davranırsa çocuk da o denli ürkek ya da korkak oluyor. Aslında çocuklar cesaretli hatta bence meraklı ve dokunmaya niyetli. Sevmek istiyorlar, dokunmak, hissetmek ve arkadaş olmak istiyorlar. Ama o aman seni ısırır, aman cız diyen büyükler yok mu?

Çocuk ebeveyn ya da bakıcı ya da yanında kim varsa hayvanla doğru ilişkilendirildiği takdirde yaklaşımı daha sevecen ve yakın oluyor. Hayvanı canavarlaştırmadan, ceza niyetine korkutmadan yaklaşan bilinçli büyüklerin öğretimleri gerçekten oldukça naif. Bayılıyorum bu tür insanlara. Daha da hayata umutla bakıyorum. Gerçekten sevginin var olduğuna ve ilerde de var olacağına inancım çoğalıyor.  Sevmeyi, sevdirmeyi aşılayan büyükler çocuklarına nasıl bir miras bıraktıklarının gayet farkındalar. Bilinçliler. Severek ve paylaşarak, korkmadan dokunarak her şeyin üstesinden gelinebileceğini biliyorlar. Toplum içinde sevgi dolu bireyler yetiştirerek daha varlıklı, kültürlü, paylaşımcı ve düşünür insanlar olunabileceği gerçeği yadsınamaz.

Ayrıca kendinden başka bir canlı ile yaşamayı, onun sorumluluğunu almayı öğretmek çocuk gelişimi içinde hem ergenliğinde hem de yetişkinliğinde çok önemli. Başka bir canlığının değerli olduğunu, can acıtmadan sevgi paylaşımında bire bir olmayı aşılamak. Sevgi vermeyi,  karşılık beklemeden ilgi göstermeyi, başka bir canı düşünmeyi, başka bir canlı ile ekip olmayı keşfetmek.

Bana göre çocuğuna sevgi aşılamayan, korkutmadan başka bir canlıyı sevebileceğine inandırmayan insanların hayata, sevgiye ve birlikte yaşamaya sabırları yok. Neden bu kadar vahşet var acaba demeden duramıyorum. Başka bir canlıyı acıtabilme duygusu bebeklikte alınan öğretilere çok bağlı.

Fakat artık çocuğun hayvanlarla ilişkisi modernleşme yolunda ilerleyen kentleşme döneminde sekteye uğruyor. Biz yaşı kırklılarda olanlar çocukluğumuzu mahallelerin için de bulunan parklarda, bahçelerde ağaçların tepelerinde geçirdik.  Etrafımızda ağaçlar hayvanlar doğal bir yaşam vardı.  Dut ağaçlarına çıkar, inciri dalından koparırdık. Hatta kedi ve köpeklerin kuyruklarına ipler bağlardık. Şu zamana baktığımız zaman betonlaşan hayatın içerisinde maalesef sadece sincap, kirpi gibi hayvanların olamadığı yapay parklar,  kuş konamayan balkonsuz binalar içerisinde yaşıyor çocuklar. Çok yazık. Hele hele kentsel dönüşüm icadı içerisinde sokağımızda ilk defa yakından kirpi gören komşumun çocuğunun dehşetini size anlatamam.  Korkmuş, sevmemiş ve şaşkın.

Evet, çocuklarımıza sevmeyi, sevilmeyi, paylaşmayı ve dokunmayı öğretelim korkmadan. Acıtmadan. Hayvanları, insanları, canlı ya da cansız her şeyi.  Birlikte yaşamayı, birlikte yaşanılabiliri mümkün kılalım. Her yerde… Parkta, havada, suda, sevilebilecek her yerde. Sevgi isteyen herkese.  Korkutmadan, acımadan ve yok etmeden.

 

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

two × 2 =

Loading…

Yorumlar

Paramparça Tarzımsın, Bundan Sonra Farzımsın!

Yaşam Hakkı Evrenseldir, Yasayla Korunmalıdır!